Biyofilik tasarım mimariye nasıl entegre edilebilir?

Bu soruyu yanıtlayabilmemiz için öncelikle biyofilik tasarımın ne olduğunu bilmek önemlidir. “Biyofilik tasarım” terimi ilk olarak 1980’lerde Amerikalı psikanalist Erich Fromm tarafından , daha sonra da Dr. Edward O. Wilson tarafından ortaya atılmıştır. Biyofili kelimesi “yaşam sevgisi” anlamına gelir. Mimari bağlamında kullanıldığında ise bu terim, insanlar ile doğa arasındaki bağı güçlendirmeyi ifade eder.

Araştırmalar, insanların doğayla temas halinde olduğu bir ortamın sağlık üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu ve stresi azalttığını göstermektedir. Bu nedenle şirketler ve mimarlar, doğal unsurları yapılı çevreye entegre etmenin yollarını aramaya başlamıştır.

Duyuları etkilemek

Yapılı çevrede biyofilik tasarımın uygulanması, genel refahınız üzerinde olumlu bir etkiye sahip duyusal algıları içerir. Canlı bitkiler, su, gün ışığı ve doğal yapı malzemelerinin kullanımı, doğa ile daha güçlü bir bağ kurulmasını sağlar. Ancak doğa manzarası ve barınak sağlayan mekanlar da duyuları olumlu yönde harekete geçirebilir. Bir başka seçenek ise doğal bir ortamı taklit etmektir. Bu deneyimde renk kullanımı önemli bir rol oynar. Yeşil, kahverengi ve turuncu gibi doğal renkler, gerçek bir doğal ortamda olduğunuzda hissettiğiniz duyguyu verebilir.

Renklerin önemini fark eden ilk şirketlerden biri Philips’ti. Şirket, insanların günde 15 dakika doğal güneş ışığına maruz kalmasının ruh halini ve enerji düzeylerini önemli ölçüde iyileştirebileceğini keşfetti. Parlak gün ışığıyla aynı enerjiyi sağlayan mavi bir lamba geliştirdiler. Apple, IKEA ve hatta Google gibi diğer büyük şirketler de ürünlerine doğal unsurlar eklemiştir.

Binalara biyofilik tasarım nasıl uygulanır?

Biyofilik tasarım birçok farklı şekilde uygulanabilir. Örneğin, doğal malzemeler bir binanın iç ve dış mekanlarına dahil edilebilir. Ayrıca kentsel planlama gibi daha geniş ölçekte, kamusal alanların tasarımında doğanın cazibesi göz önünde bulundurulabilir. İnsanlara kentsel alanda neyi sevdiklerini sorulduğunda, neredeyse her zaman mimari akla gelir. Ancak mimarlar ve iç mimarlar, biyofilik tasarımın binanın değerine yapabileceği etkiyi genellikle henüz yeterince farkında değildir. Mimari, insanlarda olumlu duygular uyandırmak ve refah duygusunu artırmak için kullanılabilir.

Günümüzde hava kalitesi büyük önem taşıdığı için, canlı bitki duvarları giderek daha popüler hale geliyor.

Projenin bağlamına ve kapsamına bağlı olarak, biyofilik tasarımın sağladığı faydaların önemi veya sıralaması değişiklik gösterebilir. Farklı doğal unsurlar, insanlar ve çevre üzerinde farklı etkiler yaratır. Örneğin gün ışığı, insanların beyni, ruh hali ve uykusu için özellikle önemlidir. Suyu görmek ve sesini duymak ise esas olarak ruh sağlığı ve sükunet hissi üzerinde etkili olur. Bitkiler, diğer şeylerin yanı sıra stresi azaltmak ve ortamın hava kalitesini iyileştirmek için uygundur. Günümüzde hava kalitesi çok önemli olduğundan, canlı bitki duvarları giderek daha popüler hale gelmektedir. Bunları hem iç hem de dış mekanlarda her yerde görebilirsiniz. Canlı duvarlar ofis binalarında, yemek mekanlarında, otellerde ve evlerde çok moda. Herhangi bir binaya bakımı kolay bir ekleme olup, fazla yer kaplamadan doğanın hoş ve sağlıklı bir dokunuşunu sağlar.

Biyofilik tasarım dikkate alındığında kentsel planlamada pek çok şey başarılabilir. Doğal unsurların kullanılmasıyla şehrin sağlığı çeşitli şekillerde iyileştirilebilir. Ağaç ve bitki dikimi, göletlerin kurulması, yeşil çatılar ve/veya yeşil duvarların oluşturulması, şehrin çevresini önemli ölçüde iyileştirir. Yeşil bir çevre değer katar ve belediyeler için ekonomik büyüme sağlar. Biyofilik tasarım ayrıca toplumun ruh sağlığının iyileştirilmesine de katkıda bulunur. Dahası, doğal unsurların daha fazla olduğu mahallelerde suç oranının önemli ölçüde daha düşük olduğu bilinmektedir.

Doğaya olan sevgi

Biyofilik unsurları uygulamanın en güzel yanı, bunların her bireyin ihtiyaçlarına göre uyarlanabilmesidir. Sonuçta, hepimiz doğal bir ortamda yaşamayı ve çalışmayı tercih etmiyor muyuz? (Yeni) projeleri (yeniden) tasarlarken, insanlar ve doğa arasındaki bağı göz önünde bulundurmayı unutmayın. Sempergreen olarak yapılı çevrede doğaya olan sevgimizi nasıl geri kazandırdığımız konusunda ilginizi çekti mi? İlham almak için yeşil projelerimize bir göz atın.

Fotoğraflar:
FOZ binası: Adam van Noort
Afiş fotoğrafı: Hyatt Regency Oteli: Wouter van der Sar
Diğer fotoğraflar: Sempergreen

Diğer haberler ve bloglar

İndirin

Gönderiminiz için teşekkür ederiz! İndirme bağlantısı kısa süre içinde e-posta ile size gönderilecektir!